Pazartesi, Ağustos 13, 2012

Anı yaşaTmak, ama yaşamamak adına

Anılar, kimi yaşadığını gösterir insana. Bazen kime benzediği, bazen yanından bile geçemediği isteklerini...

Kim olduğunu bilmek ister insan. Defalarca duymak belki. Hissetmek ne hissettirdiğini... Ama en çok unutmamak ister insan, tekrar yaşamak... Kimdi? Kiminleydi?

Unutmamak için bir sürü yol deniyoruz. Tekrar hissedememe endişesi içinde anı yaşayamıyoruz bile çoğu kez. Çünkü artık unutmamak için öyle imkanlar var ki elimizde. Fotoğraflar çekmek arşivler dolusu, ama bazen tatmin olmamış yüzlerle dolu... Yazmak, binlerce insanla paylaşmak. Tekrar dönebileceğin, okuyabileceğin yığınla platform var önünde. Peki anı yaşatmak için verdiğin onca çaba , anı yaşatıyor mu insana?



Anı yaşatmak, ama anı yaşamamak adına; sevdiklerimizle olup tatmin olana kadar fotoğraflar çekiniyoruz ya da bir kitapta, kendimizi bulduğumuz bir cümleyi unutmamak için okumaya ara verip bir yere kaydetme çabasına giriyoruz. Çünkü insanız. Tatminkar olmamaya yeminliyiz sanki. içimizde defalarca duymak isteyen biri var...

Elinizde kalan fotoğraflar, sözler, alıntılar olması iyi bir şey tabi.. geriye kalan sadece onlar olur bazen... Ama anı yaşamamak adına bu kadar çabalamak da ne kadar "gerçek geriye kalan" bırakır insana?

Elinizde anı yaşayan fotoğraflar kalsın... Yapmacık gülümseyen ve aslında benliği orada olmayan yüzler değil. Aslında zihninizde saklı, kimsenin bilmediği ama "gerçek siz"i anlatan anılarınız olsun..





-kalemifosforlu-


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder