Gene boş bir sayfa …
Yazılmayı bekleyen şeyler var belki içimde. Bilmiyorum..
İçimdeki boşluktan başka bir şey bulamıyorum…
Karmaşık duygular yok artık. Onları hissedemiyorum…
Hayırlardan ve uzun çizgilerden başka bir şey göremiyorum.
Netliklerimi ise çoktan kaybettim. Ama bu beni kötümser yapmadı..

Aksine koca bir gülüş ekledi dudaklarıma...
Yapmacık değiller belki ama
özel de değiller.
Şuursuzca değiller ama sadeler.
"Mutluysan gülersin" cinsinden bir tekdüzeler...
Eski deliliklerim de azaldı sanırım.
O çatlak ve umursamaz
kahkahalarım uzun zamandır görünmüyorlar… İçimdeki potansiyelden hala eminim ama sanırım biraz yorgunlar ya da isteksiz.
Kimbilir, sonunda onlarda sıkılmışlardır eski karmaşıklıklarımdan…
Yazacak paragraflarım var mı bilmiyorum..
Zaten bir ‘
bilmiyorum’u biliyorum sanırım.
Rahatlayamıyorum bir türlü..
Hep bir sıkışma
Yoğun bir boşluk…
Ama bildiğim bir şey daha var….
Doğrularım.
Doğrucu bir insan olmadığımı söylerim aslında ama..
Doğrularıma duyduğum bağlılığımı itiraf etmeliyim.. Onlara daim güvendiğimi…
Madalyonun iki yüzü vardır öyle değil mi?
Ya doğrusun ya da yanlış…
Madalyonun arasında sıkışırsın ya da....
Ama madalyonun üstünde sen (!) olamazsın asla.
Ben gördüğüm madalyonun hep doğrusuna tutundum.Kendimce…
Hiçbir zaman kendi doğrularımı bırakıp başka bir madalyonun doğrularına sarılmadım.
Bu mutlakiyette yanlışlarım hep kaybetti.
Duyduğum, hissettiğim her ne varsa ve yanlışsa yok saydım.
Evet biliyorum bu yapılması güç. Belki kimine göre saçma…
Neden yanlışın yolunda ezilecektim ki un ufak olana kadar?
Yanlış anlamayın.. Her şeyi doğru yaptım demiyorum…
Ama her ne kadar yanlış olduğu savunulursa savunulsun ben hep kendi doğrularımı yaptım...
Ve evet ben doğru olanı yaptım.
Doğrularım konuştukça içimdeki gücü hissediyorum ister istemez.
Beni her türlü güçlü kılan onlar…
Onlara hükmedebiliyorum ve kullanabileceğim gücü hissedebiliyorm.
Ve evet konuşacak bir şeyler varmış aslında içimde.
Biliyorum ...
-kalemifosforlu-