Perşembe, Temmuz 11, 2013

Ayraç


Geçen gün Bukowski'den 'Ekmek Arası'na başladım. Güzel kitap.
İnsanın; okurken kaldığı yere parmağını sıkıştırıp, kapağını kapatıp uzun uzun düşündüğü kitaplardan...

İnsan çocukken eylemler önemli. Biz çocuklara hep işte saflık, temizlik olarak bakarız. Ama işin allanıp pullandığı hali bu aslında.


Çocuklar düzdür.
İstediklerini söylemek için mükemmel zamanlar aramazlar, çok da düşünmezler aslında.
Hatta öyle ansız dile gelir ki düşünceleri, mükemmel zaman dedikleriniz uçuverir.
Bu kitap da bir çocuk ağzından yazılmış gibi. Süslü, uzun cümleler nadir bulursunuz.
Böyle zalimce sıralanıverir kelimeler.
Çocuk bir havuza giriyor örneğin.
Siz nasıl eğlendiğini, neler yaptığını anlatmasını umarken o bir anda havuza işediğinden bahsediyor. Yok uzatması, yalanı...


Bir çocuk gibi cesur konuşmak istiyor insan. Büyüdükçe daha titrek diller...


-kalemifosforlu-

Pazartesi, Temmuz 01, 2013

Eskiz


Çocukluğumun resim defteri…

Boyayı kavramakta zorluk çeken parmakların olsa da,
Renklenmeyi bekleyen hayallerin vardır.
Kırmızı ağaçlar yaparsın, kırmızı en sevdiğin renktir ya hani.
Güneş sana güler.
Eller hep tutuşur.
Hiç titremeden çizen elinden,
Senin renkli masalın…



Renkler kelimelerde can bulur belki sonra…
Belki renklerin sadece fırçayla buluşur…
Kim bilir belki öyle bir an yaşarsın ki,
Masalın gerçek olur.

Senin masalın, senin hikayen…
Onunla yapmaya karar verdiğin renk ile başladı.
Senin bir fikrin vardı.
İki kelime, iki nota, iki çizgi anlattı.


Her şey bir fikirle başladı.


-kalemifosforlu-